Bölüm 17: Ekoloji Dünyası

Panda Dondurma <3
Aşağıdakilerden hangisi Doğa’nın hakimidir?
A) Ayı
B) Dev Mürekkep Balığı
C) İnsan
D) Drogon
E) Doğa’nın tek hakimi Doğa’dır cnms
Aşağıdaki canlılardan hangisi şu koskoca alemde yalnızdır?
A) Bülbül
B) İlker :/
D) Ümit Besen
E) Hiç bir canlı yalnız değildir. İster makro ister mikro düzeyde olsun, her canlı mutlaka diğer canlılarla ekolojik bir alışveriş halindedir. Canlı canlının külüne muhtaçtır.
17. Bölümde konuğumuz müstesna ekolog ve eğitmen, aynı zamanda yazar-çizer Duygu Dünya Önen. Dünya bize ekolojiyi yani çevrebilimini, yenilenebilir HAKİKİ biyoenerji üretmek üzere Hawaii’de deniz yosunlarıyla yaptığı çalışmalarını, Türkiye’de ilk ve orta öğretim seviyesinde ekoloji eğitmenliği tecrübesini, doğanın sınırsız tüketilebilir bir meta değil, bizim de parçası olduğumuz ve gereksindiğimiz bir yaşam alanı olduğunu, bu bilinci geliştirmek için insan yavrularına hitaben yazdığı kitabı, soyu tükenmeye yüz tutan pandaları seviştirtmenin önemini (bunu konuşmadık ama KONUŞMALIYDIK EN MÜHİM ŞEY BU!!) ve biyolojinin çalışma alanına giren HER şeyin nasıl aslında sürekli ekolojik değişkenlere tabi olduğunu anlattı. Bu bölümü şöyle gökyüzüne, çimenlere, denize baka baka dinleyin. Ve unutmayın;
Canlı hayat en hakiki mürşittir.
Kazana bas, porsiyonu indir!
bk_logo_blog1

Bölüm 16: Mikroplara Fısıldayan Adam

gatgcgctagcatcgatagcatcaagagctcgatcagctagcatacagcta
gatgcgatagcatcgatagcatcaagagctcgatcagctagcatccagcta
gatgcgctagcatcgatcgcatcaagagctcgatcagctagcatacagcta
gatgcgctagcatcgatagcatcaagagctcgatcagctagcatgcagcta
gatgcgatagcatcgatagcatcaagagctcgatcagctagcatacagcta

 

İ – Aysu, ağzımdan bakteri topladım, bak.
A – Aferim.
İ – Ya bak bi, hepsini sekansladım, ama hepsi aynı galiba. Çok güzel.
A – Of İlker ya, gidip tez defansına hazırlansana ağzını karıştıracağına.
İ – Ya bi bak yahu, n’olur yani, seninkine de bakalım sonra.
A – Ya git işine ya.
İ – N’olur yani bir baksan, bir rica ettim kırk yılda bir şey. ALO MEREN’e mi sorsam? Hatta otobüse atlayip direk gidip sorayım Woods Hole’a ha? Labını yeni açtı zaten, güle güle otursunlara da gitmedimdi; adettendir. Onunkilerle karşılaştırırım. Otobüstekilerle de karşılaştırayım hatta. Şoförle de karşılaştırayım.
A – Of İlker OF!
İ – Sen de gelsene. Suyun kenarında laboratuvar. Çok güzel.

 

—-
Bu hafta mönüyü Woods Hole Deniz Biyolojisi Laboratuvarı Karşılaştırmalı Moleküler Biyoloji ve Evrim Merkezi‘nde kendi bağımsız araştırma grubunun yürütücülüğünü yapan Dr. A. Murat Eren’e, yani çevrimiçi alemlerde bilinen ismiyle Meren‘e emanet ettik!

 

Meren mikropları genetik sekans (dizilim) bilgisine dayanarak hiç görmediğimiz bir çözünürlükte ayırt etmenin yöntemini geliştiren bir hesaplamalı mikrobiyal ekolog, bir keskin zekalı Agent Provocateur, bir mutlak gerçek Indiana Jones’u. Artvin’den doğma, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nden olma bir bilgisayar muhendisi, bir genetik sekans analiz canavarı, Meren’in Fotoğraf Günlüğü‘nün yazarı, Türkiye’de akademinin azılı intihal avcısı! 

 

Bilim Kazanı 16. Bölüm: Bir biyolojik bilimler ve hesaplamalı bilimler aşkı meyvesi: Mikroplara Fısıldayan Adam !

 

Ha şu da Meren’in kayıt sırasında bahsettiği NAMUS gibi bekteri Gardnerella vaginalis sülalesinin kafa kâğıdı. Buyurun.
oligotyping-G.vaginalis
Yukaridaki resim, 8 cinsel partnerin vajinal mikrobiyomları ve penis derisi mikrobiyomlarından alınmış örnekler içerisinde bulunan ve en yakın bilinen akrabaları Gardnerella vaginalis olan bakterilerin yüksek çözünürlüklü dağılımını gösteriyor. Her bir pasta grafik ikilisinin solundaki grafik kadın, sağındaki grafik ise erkek partneri ifade ediyor. İnsan mikrobiyomu “oligotyping” gibi çok yüksek çözünürlüklü metotlar ile incelendiğinde ortaya çıkan bu görüntü, kimi mikrobiyal sakinlerin cinsel partnerler arasındaki bağın parmak izi vazifesi de gördüğünü işaret ediyor. Mikrobiyal ekoloji OLEY!!
Kazana bas, porsiyonu indir!
bk_logo_blog1

Bölüm 15: Biyolokum Solucan Avı

Woods Hole otobüsünün çamurlu tekerleri limanı boydan boya çizerken Aysu bu uzun yolculuğun sabahına uyandı; gün doğmuştu ve saatlerdir yolda olmalıydılar. Denizden seken güneş ışığı İlker’in boş koltuğunun yırtık döşemelerine vuruyordu, Aysu doğruldu ve herifçioğlunun kendini çoktan dışarı attığını gördü.  İlker çiğnediği tütün parçasını yere tükürdü, ava hazırdı:

- Bugün bu iblisi ininde avlayacağız, padi.

Şöhreti ODTÜ’den New Orleans’a, Maryland’den eski kıta Avrupa’sına kadar uzanan, hakkında söylenenlerin bir kısmının efsaneleştiği, rivayetlere göre kopan uzuvlarını yenileyebilen, kopan parçalardan birer tane daha kendinden var edebilen biyolog-yazar-çizer extraordinaire  Duygu Özpolat’ı bulmaya gelmişlerdi. Bir kaç altına hemen dili çözülen görgü tanıklarına göre en son buralarda görülmüştü. Limanda karides teslimatı yapan yaşlı bir balıkçı daha dün Woods Hole Market hanında Duygu’nun bacağını gördüğüne yemin edebilirdi.

İlker ve Aysu emin adımlarla sözü geçen hana doğru yol aldılar. Dışarıda bir kaç masa vardı… her masada da Biyolokum Duygu’nun başka bir parçası! Akıllarını karıştırmasına izin vermeyeceklerdi. O ana kadar fark etmedikleri Gövel ördekle göz göze geldiler. Yüzünü kapattığı şapkanın ardından Düygü’nün için için gülümsedigini hissedebiliyorlardı. İlker bütün gücüyle yumruğunu Duygu’nun sağ kolunun olduğu masaya indirdi:

- Oyun oynayacak vaktimiz yok. Haftalardır seni arıyoruz. Sana ihtiyacımız var.

Ufak bir sessizlik oldu. Duygu’nun kolu İlker’i umursamadan yeni bir Duygu oluşturmaya başladı. Aysu, Gövel ördeğin bakışlarından tedirgin olmuştu. Onu kışladı.

- Sorun şu ki, Duygu, rejenerasyon kabiliyeti olan ve ölümsüz olduğu söylenen solucanları bulmamız lazım. Piyasada bu işi senden daha iyi bilen yok. İblisi ininde avlamaya geldik, bugün bu iş bitecek, eve solucansız dönmek istemiyoruz. Düzelteyim; bunu sen de istemezsin.

Duygu bu küstahlığa müstehzi bir gülüşle cevap verdi. Bacakları üst üste atladı. Bildiklerini anlatacak, İlker ve Aysu’yu solucana gömecekti. Fakat bu Bilim Kazanı’na pahalıya patlayabilirdi. Gövel ördek acı acı vakladı.

***

Vahşi Doğu’nun en hızlı solucan avcısı, yazar çizer Biyolokum Dr. Duygu Özpolat’ı Woods Hole’da yakaladık, ördeğini rehin alıp Açık Radyo’da konuşturduk. Solucanların rejenerasyon kabiliyeti ve üremeleri hakkında son gelişmeleri ilk defadan sahadan bildirdiğimiz bu pastoral kaydımızda Duygu’nun ta kendisinden dinleyin, onu yeni maceralara bizzat uğurlayın!

 

Kazana bas, porsiyonu indir!
bk_logo_blog1

 

Bölüm 14: Işın Kılıcı

isin
İlker koşar adımlarla Açık Radyo binasına girdi, Ömer Madra’nın hologramını geçip bir hışım kayıt odasının kapısını açıverdi. İçeride Aysu ve Alp, kayda henüz yeni başlıyorlardı.
”Kusura bakmayın geciktim, Jedi Tapınağında çok önemli bir toplantı vardı bugün, zaten Yoda yine pasif agresif, moralim çok bozuldu. Şimdi de kızla buluşmaya gideceğim, kayıt yapacak vaktim yok, ha bir de şunu size bıraksam olur değil mi?”
Elinde tuttuğu ışın kılıcını Aysu’ya uzattı. ”Kıza ayıb olur şimdi. Yarın otobüse binmeden senden alırım ha?”
Alp derin bir nefes çekti, İlker nasıl kullanacağını bilmediği bu aleti oradan oraya sanki bir oyuncakmışcasına ne kolay savuruyordu! Yoda’ya kalsa İlker Jedi Tapınağından çoktan atılmıştı, neyse ki şansı yine de yaver gidiyor, herifçioğlu her zaman günü kurtaracak bir yol buluyordu.
İlker hızlı adımlarla kayıt odasından uzaklaşırken, Alp bugünün kayıt konusuna çoktan karar vermişti: Işın kılıcı nasıl çalışır?
Bilim Kazanı’nın yeni bölümünde, ışın kılıcının yapıldığına dair haberleri delik deşik ediyor, üstüne bir de ışın kılıcının fiziğini konuşuyoruz! Işın kılıcının yapımındaki engeller ve katedilen yol nedir?  Alp’in tez hocasına gönderilen ışın kılıcı sipariş mektubunu kim kaleme aldı? Hepsi, 19 Haziran 2014′te Açık Radyo’da yayınlanan 14. bölümde!
Kazana bas, porsiyonu indir!
bk_logo_blog1